Üretroplasti ameliyatı, üretra darlığının kesin tedavisinde kullanılan altın standart ameliyat tekniğidir. Farklı üretroplasti yöntemleri vardır, uygulanacak ameliyat tekniğine darlığın yerine, uzunluğuna ve hastanın özelliklerine göre karar verilir. Uç uca anastomoz üretroplasti tekniğinde dar olan kısım çıkarılır ve kalan uçlar uç uca yeniden dikilerek birleştirilir. Bazı durumlarda ise darlık uzundur ve bu tekniği uygulamak mümkün olmayabilir. Bu durumda ise ağız içi mukozadan alınan doku parçası ile üretradaki dar yere yama yapılır. Bu tekniğe ise augmentasyon üretroplasti tekniği denir.Uygun bir şekilde uygulanan üretroplasti ameliyatından sonra darlık hastalığından tamamen kurtulmak mümkündür.

 

1-Darlığın Çıkarılması ve Uç Uca Anastamoz: Bu tedavi yönteminde amaç, nedbe dokusunun (fibrotik dokuyu) tamamen çıkartıldıktan  sonra kalan sağlıklı üretra uçlarının uç uca anastomoz yapılmasıdır. Bu teknikle 2 cm altındaki bulber üretra darlıklarında yaklaşık %90-95 oranında başarı elde edilir. 2 cm üzerinde ve penil üretra darlıklarında yapılan uç uca birleştirme (anastamoz) penis boyunda kısalma ve penis eğrilileri (kurvatur) gibi cinsel yan etkiler oluşabilir. Bundan dolayı  penil üretra darlıklarında ve uzun segment darlıklarda augmentasyon üretroplasti tekniklerini kullanmak gerekir. 

 

2-Augmentasyon Üretroplasti (Doku ile genişletme): Bu tedavi yöntemi 2 cm’den  uzun bulber  darlıklarında, 2 cm’den kısa endoskopik yöntemlerle tedavi edilemeyen ve uç uca anastamoz üretroplastinin uygulanmak istenmeyen darlıklarda ve tüm penil üretra darlıklarında tercih edilir. Bu teknikte dar olan üretra segmenti ön tarafından (ventral) veya arka tarafından (dorsal) açılır ve hazırlanan başka bir doku (greft veya flep) ile bu alan genişletilir. Augmentasyon üretroplastinin 5 yıllık başarı oranı %85-90 olarak bildirilmiştir. Üretroplastide greft veya flep kullanımı arasında darlık tekrarı açısından hiçbir fark görülmemiştir. Greft için penil deri, skrotal deri, ağız mukozası, mesane mukozası, ve kolonik mukoza kullanılabilir. Bunlar içerisinde ağız mukozası elde etme kolaylığı, saçlı deri içermemesi, düşük komplikasyon ve yüksek başarı oranıyla en sık tercih edilen materyaldir. Ağız mukozası yanaklardan, dudaktan veya dilden elde edilebilir.

3-İki Aşamalı Üretroplastiler: Penil üretrada ve özellikle başarısız hipospadias cerrahisi veya liken sklerozlu olgularda iki aşamalı üretroplasti uygulanabilmektedir. Tama yakın daralmış olan üretra lümenlerinde greft ile tak aşama onarım mümkün olmadığında planlı olarak 2 aşamalı bir ameliyat yapılır. İlk ameliyatta dar segment açılarak ağız mukozası yerleştirilir. Greft dokusunun iyileşip  yeni yerinde beslenmesinden sonra (3 ile 6 ay sonra) 2. ameliyat yapılarak üretra oluşturulabilir. İki aşama arasında greft bakımı son derece önemlidir ve 2. ameliyat sonrası başarıyı belirleyen temel unsur greftin canlılığı ve elastikiyetidir.

4- Non-transecting (üretranın tamamen kesilmediği) uretroplasti: Üretranın tamamen kesilmesi üretra kan akışında değişikliklere yol açmakta ve buna bağlı bazı istenmeyen etkiler (cinsel şikayetler) oluşabilmektedir. Bu endişelerden hareketle, bulber üretroplasti için kesmesiz teknik geliştirilmiştir. Non-transecting üretroplastide üretranın üzerindeki kanlanması yoğun spongiyoz doku tamamen kesilmeden korunur, sadece dar olan bölge açılarak darlığın uzunluğuna göre ya üst üste kapatılır (Heineke–Mikulicz) ya da açılan bölgeye ağız mukozası ile genişletir (Augmentasyon üretroplasti). Heineke–Mikulicz tekniği ile üretranın kesilmesi ile ilişkili yan etkiler olmadan uç uca anastomoz ile aynı başarıyı elde etmek mümkündür.