Hastalığın tedavisine yönelik uygulanan tedaviler darlığın durumuna göre kararlaştırılır. Kısa olan darlıklarda endoskopik tedavi ile dar olan kanal açılır. Fakat bu işlem sonrası hastalık bir süre sonra tekrarlayabilir. Tekrar eden darlıkların tedavisinde üretroplasti uygulanmalıdır. Buradaki amaç idrar yolunda oluşan darlığın tedavi sonrası tekrarlamasını engellemektir. Çünkü tekrar eden darlıklar idrar yolu enfeksiyonlarına veya böbrek bozukluklarına neden olabilir.
İdrar yolu darlığı tedavi sonrası tekrar edebilen bir hastalıktır. Özellikle fazla sayıda ve uygun olmayan şekilde yapılan kapalı ameliyat sonrası hastalığın tekrar etme ihtimali yüksektir. Sık tekrarladığında ve kapalı yöntemle tedavisi yapılamadığında açık ameliyat (üretroplasti) uygulanmalıdır.
Darlık rahatsızlığınız varsa açık ameliyat konusunda mutlaka doktorunuzdan bilgi isteyiniz!
2 kez kapalı ameliyat uygulandıktan sonra tekrar eden ve tanı esnasında 2 cm’den uzun olan üretra darlıklarında açık ameliyat-üretroplasti uygulanmalıdır. Bu özellikte olan darlıklarda uygulanacak kapalı ameliyatların başarı oranı çok düşüktür.
Üretra darlığı, üretra adı verilen idrar yolu yapısında çeşitli nedenlerle darlık oluşmasını ifade etmektedir. Üretra darlığı bir defa gerçekleştikten sonra müdahale edilmeden kendiliğinden düzelmez ve ameliyat gerekir. Üretra darlığı ameliyatı erkekte ya da kadında, görülen daralmanın cerrahi yöntemlerle giderilme işlemidir.
Üretra darlığının tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat harici ilaç veya bitkisel bir tedavisi yoktur. Ameliyat seçenekleri arasında (kapalı yöntemler ve açık üretroplasti) en yüksek başarı oranı olan yöntem üretroplastidir.
Üretroplasti ameliyatı uygulanan tekniğe bağlı olarak genellikle 2-4 saat arasında sürer.
Üretroplasti Ameliyatından Önce
– Kan sulandırıcı kullanımı varsa bir hafta önce kesilmesi gerekir (ilgili bölüm ile görüşerek)
– İdrar yolu enfeksiyonu olmadığını görmek için idrar kültür tahlili yapılmalıdır
Ameliyat Günü
– Ameliyat günü hastaneye yatış yapılır
– Üretroplasti ameliyatı 2-4 saat arasında sürebilir
– Erkeklerde ameliyat bacak arasında skrotumun altından yapılır
– Kadınlarda ameliyat idrar deliğinin üzerinden yapılır
– Ameliyat sonrası idrar yoluna sonda takılır
– Ameliyatın durumuna göre dren takılabilir
– Ağız mukozası alındı ise yanağa soğuk uygulama yapılır
Ameliyat sonrası
– Hastanede yatış süresi 2-3 gündür
– Ağız mukozası alındı ise gargara yapmak gerekir
– Sonda, ameliyat sonrası 14-21. günler arasında çekilir
– Sonda çekilene kadar antibiyotik kullanılması ve istirahat edilmesi gerekir
– Sonda çekildikten sonra idrar yolu filmi (üretrografi) çekilerek iyileşmenin değerlendirmesi yapılır.
Hastanede kalış süresi 2-3 gündür. Sonda, uygulanan üretroplasti tekniğine bağlı olarak ameliyat sonrası 14-21. günler arasında çekilir.
Bazı üretra dalıklarında sağlıklı üretra dokusu hiç kalmamıştır, üretra lümeni tama yakın kapanmıştır ve darlık tüm üretrayı içerecek kadar uzundur (panüretral darlık). Bu tür darlıklarda tarif edilen üretroplasti teknikleri olsa da başarı oranları düşük ve tekrarlayan ameliyat gereksinimi yüksektir. Bu nedenle hasta ile de tedavi seçenekleri konuşularak üretroplasti ameliyatından ziyade farklı tedaviler (perineostomi) uygulanır. Ayrıca ileri yaş ve ek hastalıklarından dolayı anestezi riski yüksek ve yara iyileşmesi kötü olacak hastalara da üretroplasti yapmamak daha uygundur.
Halk arasında “işeme film” olarak da bilinen voiding sistoüretrografi (VCUG) incelemesi mesane ve idrar yollarını görüntüleyen radyolojik bir yöntemdir. Bu yöntemde sonda yardımı ile mesaneye kontrast madde (ilaçlı serum) verilir ve işeme sırasında idrar yollarının görüntülenmesi sağlanır. Travma sonrası sistostomisi (göbekten sonda) olan hastalarda kontrastlı serum bu sondandan verilerek mesane doldurulur. İşeme esnasında mesane boynunun (çıkışının) açılıp açılmadığı değerlendirilir. Travma sonrası üretra bütünlüğünün bozulduğu (üretra kopması) ve üretradan verilen kontrast maddenin mesaneye geçmediği vakalarda retrograt üretrografi ile beraber kullanımı (kombine sistoüretrografi) darlık uzunluğunun net olarak belirlenmesini sağlar. Oluşan travmaya mesane boynunun eşlik edip etmediği ve mesanenin bütünlüğü değerlendirilir.
Ayrıca sık üriner sistem enfeksiyonu geçirenlerde vezikoüreteral reflü (VUR, idrarın geri kaçması) şüphesinde işeme sistoüretrografisi ile mesanede doğuştan gelen bir hastalığın varlığı, mesaneden böbreğe idrar kaçağı olup olmadığı, erkek çocuklarında görülen posterior üretral valv araştırılması da yapılır. Aktif idrar yolu enfeksiyonlarında inceleme yapılmamalıdır.
Sistoskopi, özel aletler (fleksible veya rijid) yardımı ile dış idrar deliğinden endoskopik (kapalı yöntem) olarak girilerek idrar yollarının görülmesini veya tedavi edilmesini sağlayan bir yöntemdir. Sistoskopi, mesanenin iç yüzeyini, prostatın idrar yolu ile ilişkisini, idrarı dışarı taşıyan tüp olarak da adlandırılan üretranın incelenmesini sağlayan bir prosedürdür. Mesaneyi, prostatı ve üretrayı etkileyen durumların teşhis, takip ve tedavisi için uygulanmaktadır.
Rijid (sert) ve fleksible (bükülebilir) olmak üzere iki farklı sistoskopi cihazı vardır. Fleksible sistoskopi cihazının daha küçük çaplı olması, daha az ağrı ve daha fazla hasta konforu sağlaması, uç kısmının bükülebilmesi nedeniyle mesane içinin her bölümünün ayrıntılı görüntülemesi gibi avantajları vardır. Sistoskopi, hastanın ve hastalığın durumuna göre genel veya lokal anestezi ile yapılabilir. Sistoskop isimli cihaz üretradan mesaneye ilerletilir. İşlem esnasında hazırlanan serum sistoskop aracılığıyla verilir. Bu serum yardımı ile sistoskop ile ilerlenirken görüş sağlanır ve verilen sıvı mesaneyi doldurur, mesane duvarı gerilir ve iç yüzeyi gözlemlenebilir. Rijid sistoskopi hasta litotomi pozisyonunda iken uygulanır. Fleksible sistoskopi ise hasta sırtüstü yatar pozisyondayken de kolayca uygulanabilir.
Günümüzde sistoskopi işlemi flekbil aletler ile lokal anestezi altında konforlu bir şekilde uygulanmaktadır. Günübirlik yapılan bu işlem ile hastanede yatış gerekmez, uygun anestezik jel kullanımı ile ağrı hissi minimaldir. Bu şekilde üretra iç yüzeyi değerlendirilir, darlık olup olmadığı ve varsa yeri gözlenir. Eğer arkası görülen kısa bir darlık varsa aynı seansta genişletme uygulanarak tedavi de yapılabilir.
Üretra darlıkları nedeniyle yapılan ameliyatlar kişinin cinsel fonksiyonu üzerinde etkili olabilmektedir. Genç ve başka hastalığı olmayan erkeklerin seksüel fonksiyonları belirgin oranda daha az etkilenir. Cerrahi öncesi travmanın oluşturduğu etki de ameliyat sonrası dönemde erektil disfonksiyon gelişiminde önemli rol oynamaktadır.
Üretroplasti sonrası etkilenmesi muhtemel olan cinsel fonksiyonlar, penis sertleşmesi (ereksiyon) ve boşalma (ejekülasyon) fonksiyonlarıdır.
Penis sertleşmesi ve boşalma ile ilgili damarlar, sinirler ve kaslar üretra ile yakın komşuluk halinde bulunmaktadır. Darlık ameliyatı sırasında bu damar, sinir ve kasların zarar görmesi durumunda, sertleşme ve boşalma ile ilgili sorunlar yaşanabilmektedir. Uygun ameliyat tekniklerinin yapılmadığı uç uca üretroplasti ve greft ile augmentasyon üretroplasti ameliyatları sonrası sertleşme esnasında peniste eğrilikler olabilmektedir.
Üretra darlığı ameliyatı sonrası sertleşme sorununun yaşanıp yaşanmamasında; hastanın yaşı, ameliyat öncesi sertleşme kalitesi, ameliyattan sonraki geçen zaman, darlığın uzunluğu, yeri, sayısı ve derinliği gibi durumlar önemlidir.
Üretra darlığının temel şikayetleri arasında; idrar akış hızının azalması, idrar yaptıktan sonra mesanenin tam boşaltılamama hissi, kesik kesik idrar yapma, idrar yapma sırasında ağrı veya yanma hissi sayılabilir. Bu şikayetlerin benzerleri üretra darlığının yanında bazı prostat ve mesane hastalıklarında da görülmektedir. Prostat hastalıklarından; iyi huylu prostat büyümesi ve prostat kanserlerinde üretra darlığı gibi idrar şikayetleri ile karşımıza gelebilir. Ayrıca mesane kaslarının kasılma gücünde azalma olduğunda da benzer şikayetler oluşur. Bu hastalıkların ayırımı için detaylı hikaye ve muayene, üroflovmetri (idrar akış testi), prostat kan testi (PSA), işeme sonrası geride kalan idrar miktarı-ultrason ve ürodinami testi yapılmalıdır.
Üretra kanseri veya bazı mesane kanseri vakalarında üretranın bir kısmının veya tamamının çıkarılması demektir. Bu işleme üretrektomi denir. Mesane kanseri için yapılan ameliyatta mesane alınırken (sistektomi) gerekiyorsa üretrada çıkarılır. Sonrasında barsaktan loop yapılarak idrar alt karın bölgesinden vücut dışına çıkışı sağlanır. Eğer mesane kanseri tedavisi sonrası takiplerde kanser üretrada nüks ederse de üretrektomi ile idrar yolunun çıkarılması gerekir.
Üretra kanseri için yapılan total üretrektomi sonrası idrar deliği prostat hizasından vücut dışına ağızlaştırılır ve sonrasında idrar çıkışı bu delikten sağlanır.
Üretroplastide greft (serbest doku yaması) kullanımı 19. yüzyılın sonlarında tanımlanmış ve tam kalınlıkta penis deri greftleri (full thickness skin greft) 1961’de kullanılmaya başlanmıştır. Bu tarihsel tam kalınlıkta deri greft tekniği zaman içinde yerini büyük ölçüde bukkal mukozal greftler (BMG, yanak mukozası), kısmi kalınlıkta deri greftleri (split thickness skin greft), dil ve dudak greftlerine bırakmıştır.
Kompleks üretral darlıkları için çoğunlukla bukkal mukoza üretroplasti ile açık rekonstrüksiyon uygulanır. Bununla birlikte, bukkal mukozanın yetersiz olduğu (pan-üretral darlık (tüm üretranın dar olması) veya önceden bukkal mukozanın kullanılması) veya kullanım için uygun olmadığı (yoğun tütün kullanımı veya oral radyasyon) durumlar olabilmektedir. Greft olarak bukkal mukozaya alternatif veya yardımcı olarak kullanım için çok sayıda seçenek mevcuttur. Alternatif greftler arasında genital ve ekstragenital deri, dil ve dudak mukozası, mesane mukozası, kolon mukozası ve doku mühendisliği-acellular matrix sayılabilir.
Bukkal mukoza greftlerin penis derisi ve diğer materyallere göre birçok avantajı vardır. Bukkal mukoza greftlere; ulaşmak ve elde etmek kolaydır, zengin damar ağı nedeniyle daha elverişli vasküler özelliklere sahiptir, alınan bölgede iyileşme hızlıdır, elde edilme maliyeti düşüktür. Ek olarak, bukkal mukoza kıl içermez ve ıslak ortam için çok uygun olan bir yüzeye sahiptir. Bukkal mukoza kullanımıyla uzun dönem başarı oranları, deri greftlerinden daha üstün görünmektedir.
İdrar kaçırma (üriner inkontinans) kadınlarda erkeklere oranla çok daha sık gözlenen bir durumdur. İdrar kaçırma problemi yaşayan hastalar bazen idrar kaçırmayı yaşlanmanın doğal bir süreci olarak kabul ederek tıbbi yardım aramaz, bazen de sorunlarını anlatmaya çekinirler. Bundan dolayı toplumda idrar kaçırma nedeniyle yardım arayanların oranı, görülme sıklığından çok daha azdır.
Menopoz sonrası idrar kaçırma sorunu, kadınlar için ciddi sosyal problemler oluşturmaktadır. İdrar kaçırma korkusu, kadınların evden dışarı çıkmaya çekinmesine ya da toplum içerisinde yapılan aktivitelere katılmasına engel olarak hayat kalitesini düşürebilmektedir. İdrar kaçırma erkeklerde de kadınlarda olduğu gibi çok rahatsız edici bir tablodur. Bazı ameliyatlar sonrası ortaya çıkan bu durum 12 ay gibi bir sürede düzelmezse ameliyat ile tedavi gerektirir.
İdrar kaçırmanın tedavisi, altta yatan sebebe, idrar kaçırmanın türüne bağlı olarak değişir. Ayrıca hangi tip cerrahi yöntem uygulanacağı da hastanın yaşı gibi diğer faktörlere bağlıdır.